Çevre ve İnsan


Av. Beyhan ASLAN - Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

Teknolojik gelişmeler, sanayileşme, şehirleşme; nüfus artışı, doğal kaynakların insafsızca sömürülmesi, çevreyle çatışan üretim alışkanlığı, israf, tüketim sorumsuzluğu; eğitimsizlik gibi sebeplerle, insanlık yaşamını tehdit eder boyutta çevre kirliliği ile karşı karşıya kalmıştır. Çevreyi kirleten; kendisinin ve diğer canlıların da yaşamlarının tehlikeye düştüğünü gören insan; sorumluluk duygusuyla; çevre kirliliğini önlemeye, doğal kaynakları koruyup kollamaya, sürdürülebilir yaşamı sağlamaya; yönelik olarak; Sivil Toplum örgütleri oluşturmaya, merkezi ve mahalli yönetimlere baskı yapmaya başlamıştır. Her ülke de değişik boyut ve yoğunlukta olmak üzere hükümetler; çevre politikaları oluşturmaya, Çevreye öncelik verme buna uygun nitelikli personeller yetiştirme, eğitme; toplumda çevre bilinci oluşturma gayretine girmişlerdir.

İnsanlığın bir yandan da kalkınmaya, refaha ihtiyacı var. Sanayileşme politikaları da; Sivil toplumun ve hükümetlerin olmazsa olmazlarıdır. Refah için; üretim artışı üretim çeşitliliği elzemdir.

Hükümetlerin politikaları; Sanayileşmeyi çevre yararına dizginlemek tesisler kurulurken, işletip üretirken, çevreyle uyum içinde olmalarını sağlamaktır. Doğaya dost üretim ve hizmet hedeflenmektedir.

Çevreyi kirletmeden, doğal kaynakları ölçüsüzce tüketmeden; üretimi ve refahını artırmaktır.

Bu anlayış çerçevesinde; Sürdürülebilir kalkınma ile sürdürülebilir yaşam birlikte değerlendirilmelidir. Çevreyi göz ardı ederek yapılan üretime ne kadar karşı isek; kalkınmaya, refahı artırmaya yönelik gerekçesiz karşı çıkışlara reddedici çevreci anlayışına da o kadar karşı çıkılmalıdır.

Bireyler ve toplumların yaşamları ve gelecekleri için; çevre sorunlarını dert edinmeye; çevrenin korunmasının; kendilerinin ve özellikle çocuklarının geleceği olduğunun bilinci ile yaşamlarını sürdürmeleri gerekir. Aşırı tüketim ve israftan kaçınmaları, doğayla barışık yaşamaları, dünyanın kendine emanet edildiğinin şuurunda olmalıdırlar. Daha az tüketerek daha kaliteli yaşama ulaşmanın yollarını aramalıdır.

Hükümetler; bütün kurumları ile sivil toplumla işbirliği içinde, çağdaş çevre politikaları oluşturmalıdır. Vatandaşının eğitimine ve çevre bilincinin gelişmesine yönelik çalışmalarını yoğunlaştırmalıdır. Çevrenin korunmasına, kirliliğin önlenmesine yönelik yatırımlar desteklenip teşvik edilmeli, ucuz kredi, fiyat ve vergi politikaları ile çevre yatırımlarının, maliyet artırıcı unsurları asgariye indirilmelidir. Çevre kirliliği sosyal bir sorun olup; hükümetlerin destek ve teşvikleri sosyal yardım olarak algılanmalıdır. Kirlenmenin önlenmesinin maliyetinin; kirlenmenin temizlenmesinden, bozulanın tamir edilmesinden daha ucuz olduğu anlayışı ile önleyici tedbirlere ağırlık verilmelidir.

Çevre gibi çok boyutlu, çok ayaklı büyük bir sorunun çözümü; yeni adıyla Çevre Orman ve Şehircilik Bakanlığının önderliğinde toplumla etkin işbirliği ve kamu kurumlarının koordineli çalışmaları, sivil toplum örgütlerinin gayretleri ve özel sektörün- üreticinin çevre duyarlılığı, tüketicilerin çevreyi göz ardı eden; israfa yönelik yaşama alışkanlıklarından vazgeçmesi ile mümkündür.

Çevre sorunları; AB Müzakere masasındaki Türkiye’yi en çok zorlayacak maliyeti yüksek ve sorunlu bir konudur. O masadan başarıyla kalkmanın, dosyayı kapatmanın yolu top yekun çevre seferberliği ile mümkündür.

Yeni kurulan ve kurumlar arası ve koordineye önem atfeden bakanlığın teşkilat yasası; umut vericidir. Bir an önce ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler yapılmalı, çevre alanındaki yatırımlar artırılmalı ve uygulamalara yansıtılmalıdır.

Çevrenin korunmasına ilişkin konulardan biri olan; ekonomiye ciddi katkısı bulunan Vakfımız İktisadi İşletmesinin faaliyet konusu; Atık yönetiminin güçlendirilmesi; çevre ve insan sağlığını koruyacağı gibi; sonraki nesillere sürdürülebilir ve kalitesi yüksek bir yaşam ortamı bırakmanın en önemli faktörü olacaktır.

Atık Yönetiminin en önemli aktörü olan Belediyelerin atık yönetimi konusunda kurumsal eksikliklerini gidermelidirler. Atık yönetim birimlerini süratle oluşturmalıdırlar. Gerekli finansman ve nitelikli personel ile Belediyeler merkezi idarece desteklenmelidir.

Atık yönetimi politikalarında başarıya ulaşmanın yolu kaynağında ayrı toplama alışkanlığını kazanmış bireylerden geçer. Bilinç düzeyi yüksek bireye ulaşmanın yolu da eğitimden geçer. Çevrenin en büyük düşmanı eğitilmemiş halk kitlesidir.

Bakanlık merkezi ve taşra teşkilatı yapılacak denetimlere ağırlık vermelidir. Denetim kapasiteleri güçlendirilmeli, caydırıcı müeyyidelerle kayıt dışılık sona erdirilmelidir. Eğitim kurumları ve medya desteği, yasal düzenlemeler ve yaptırımlarla maksimum düzeye çıkartılmalı, çevre sorunlarının çözümüne katılımcı halk kitlesi yaratılmalıdır.

Çağdaş dünyanın bir parçası isek; insanlık onur ve şuuru ile yaşıyorsak; gelecek nesillerin sorumluluğunu duyuyorsak işimiz kolay başarırız.

Kaynak : Bu makale Çevre Dünyası ( Sayı 2 - Temmuz 2011 ) dergisinde yayınlanmıştır.